Bir hastane düşünün yıllardır aynı şikayetler konuşuluyor, aynı isimler tartışma konusu oluyor, aynı huzursuzluk devam ediyor. İkilik var, güvensizlik var, her gün ifade var, iş barışı yok. Bu sorunlar bir türlü bitmiyorsa; burada artık “Kişisel iddialar” değil, yapısal bir yönetim sorunu var demektir... Çalışanların dili tedaviden çok kulise dönmüş… Hastanede güvensizlik kodu verilmiş… Kimse kimseye güvenmiyor… Sağlık hizmetleri ve başarılı ameliyatların konuşulması gereken o hastane, bugün bu duruma gelmiş…
Bugün 44 sağlık çalışanı ifadeye çağrılıyor. Bu sayı tesadüf değil… Bir kurumda bu kadar çok insan aynı dosyanın parçası haline geliyorsa, mesele kişisel husumetlerle açıklanamaz. Tehdit, mobbing ve baskı iddiaları yıllardır konuşuluyor; peki sonuç? Şikayetler bitmiyor ama yöneticiler yerinde duruyor. İşte asıl sıkıntı burada başlıyor.
Bir kamu kurumunda yöneticiler sürekli tartışma konusuysa, çalışma barışı sağlanamıyorsa, personel kutuplaşıyorsa; neden hala görevde tutuluyorlar? “Soruşturma var” demek yetmez. Soruşturma, kurumun günlük işleyişini kilitliyorsa, vatandaşın aldığı hizmet aksıyorsa; bakanlık, il sağlık bu krizi yönetemiyor demektir.
Daha da düşündürücü olan, bu sürecin üzerine sinen siyasi gölgedir… “Kapandı” denilen dosyalar, konuşulan koruma iddiaları, kulislerde dolaşan isimler… Biz artık bu işe siyaset girmesin dedikçe, kapalı kapılar ardında dönen siyasi oyunlar…
E siyaset; birilerine konforlu koltuklar teslim etmek istiyorsa bu noktada net bir tercih yapmak zorundadır artık... Halkın sağlığını mı? Yoksa amirlerin koltuğu mu? Bu soru cevapsız kaldıkça, güven erir. Burada bir tercih yapılması kaçınılmaz hale geldi, yoksa bu yaşananlar, o konforlu koltuklarda oturanları koruyan siyasileri de zor durumda bırakacak gibi…
İşin ironik tarafı da şu: Değiştirseniz ne olacak? Kendi adamlarınızı koyup yine kendi tercihinizi yapacaksınız. Ama en azından kurum nefes alacak. En azından iş barışı için bir şans doğacak. Bir yöneticiyi görevden almak, suçu sabitlemek değildir; bazen sadece kurumu korumaktır. Bunu yapmamakta ısrar, iddiaları büyütür, yükü vatandaşa bindirir.
Hastaneler siyasi denge meydanı değildir. Amirlik, dokunulmazlık zırhı değildir. Şikayetler yıllardır sürüyorsa, ikilik kronikleşmişse, iş barışı yok olmuşsa; sorumluluk artık yukarıdadır. Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü ve yetkili kurumlar “Ben karışmam” diyemez…
Bugün Gazipaşa’da konuşulan o iddialar isimler değil; yönetim anlayışıdır. Ve bu anlayış değişmedikçe, ifadeler de bitmez sorun da… Devletin yapması gereken çok basit: Hastaneyi tartışmadan çıkarın, iş barışını tesis edin, hastaneyi huzura kavuşturun... Şifa, ancak huzurun olduğu yerde üretilir.
Kalın sağlıcakla…